Reklam , Reklam Ajansları , Reklam Şirketleri , Reklam Firmaları , Reklamcılar

 Türkiyede Reklamcılık Sektörü  |  Dünyada Reklamcılık Sektörü  |  Reklamcılar Derneği  |  Reklam Yaratıcıları Derneği  |  ARED  |  İnternet Reklamcılığı  |  Matbaacılık  |  Ofset Baskı

 Reklam nedir Reklam nedir  Reklamın Önemi Reklamın Önemi  Reklamın Etkileri Reklamın Etkileri  Reklamın Çeşitleri Reklamın Çeşitleri  Promosyon nedir Promosyon nedir  Marka nedir Marka nedir  Markalaşma Markalaşma nedir  Logo nedir Logo Hakkında
 e-Reklam e-Reklam  e-Ticaret e-Ticaret  Mail Reklam , e-Mailing Mail Reklam  Sponsor Bağlantı Sponsor Bağlantı  Banner Reklamlar Banner Reklamlar  Background Reklam Background Reklam   Text Link Reklam  Toplu SMS Gönderimi Toplu SMS Gönderimi
 Plastik Levhalar Plastik Levhalar  PVC Levhalar PVC Levhalar  Fotoblok Fotoblok   Pleksi Tabelalar   Işıklı Tabela   Işıksız Tabela  Folyo Folyo   Polikarbon Tabela
  Neon Tabela   Duvar ve Çatı Reklam   Bilboard Reklamlar   Araç Giydirme Reklam   Matbaa nedir   Baskı nedir   Baskı Çeşitleri   Baskı İşlemleri
  Grafik Tasarım   Katalog   Dergi   Broşür   Web Tasarımı   Ambalaj Sanayi   Video Streaming   Amblem nedir
REKLAM FİRMALARI
Reklam Ajansları Reklam Ajansları
Prodüksiyon Şirketleri Prodüksiyon Şirketleri
Casting Şirketleri Casting Şirketleri
Web Tasarımı Firmaları Web Tasarımı Firmaları
Hosting Firmaları Hosting Firmaları
Matbaa Firmaları Matbaa Firmaları
Etiket Firmaları Etiket Firmaları
Serigrafçılar Serigrafçılar
Promosyon Firmaları Promosyon Firmaları
Tabela Firmaları Tabela Firmaları
Ambalaj Firmaları Ambalaj Firmaları
Basımevleri Basımevleri
Ofset Baskı Firmaları Ofset Baskı Firmaları
Koli Firmaları Koli Firmaları
Kağıt Firmaları Kağıt Firmaları
Matbaa Yedek Parçacıları Matbaa Yedek Parçacıları
Matbaa Makinacıları Matbaa Makinacıları
Davetiyeciler Davetiyeciler
Kartvizit Firmaları Kartvizit Firmaları
   

Türkiyede Reklamcılık Sektörü


2006 yılında tüm mecralarda yapılan reklam yatırımları 2.7 milyar YTL, toplam hacim ise 3.7 milyar YTL idi. 2007 yılında bu rakamların 3.3 milyar ve 4.3 milyar YTL'ye ulaşması bekleniyor. Tahminlere göre Türkiye'de reklam sektörü 2 milyar dolar civarında. Türkiye'de kişi başına reklam harcaması 17.9 dolar iken, bu rakam Almanya'da 243 dolar, fransa'da 206 dolar. Reklam harcamalarının büyüme oranlarında ise Avrupa Birliği ülkeleri arasında Türkiye %20.9 ile birinci sırada. Almanya'da %1.8, Fransa'da ise %3.3 büyüme oranı yaşandı.

Reklam sektörü hacimsel büyümesini sürdürürken reklamveren şirketlerin sayısı da hızla artıyor. 2006 yılında reklam yapmaya başlayan marka sayısında %42 civarında hızlı bir artış gerçekleşti. Bulundukları bölgede köklü ve kaliteli üretim yapan şirketler doğru reklam stratejisi ile bir üst lige çıkabiliyor. Cirosunun %30'unu ulusal reklama ayırarak cirosunu %500 arttıran şirket örnekleri vermek mümkün. Yerel platformda yıllardır rekabet ettiği şirketin bir anda büyük mecralarda reklam verdiğini gören rakip şirketler de belki ilk kez reklam vermeyi düşünebiliyor, hatta rakiplerinden cesaret alıp reklamverenler arasına katılabiliyorlar.

Türkiye'de işletmelerin önemli bir bölümü hala KOBİ statüsünde. Sayıları 40bini aşan KOBİ'ler, tüm işletmelerin %99.8'ini oluşturuyor ve Türk ekonomisinin itici gücü olmalarına rağmen yeterli sayıda marka sahibi reklamveren yok. Tarife fiyat üzerinden bakıldığında ilk 10-15 reklamveren, yatırımların yaklaşık %40'ını gerçekleştiriyor. İlk 10'da ise 6reklamveren küresel marka olarak göze çarpıyor. Bu durum yerel markalarımızın cesaretlendirilmesi gerekliliğini ortaya koyuyor.

Türkiye'de reklamcılık, 90lı yıllara kadar bireysel yatırımcıların girişimleri üzerine yapılandı. Onlar, sektörde ajans açığı gördüler ve reklam ajansları kurdular. Böylece belli belirsiz bir reklam sektörü oluştu, 1920lerden günümüze kadar.

Ancak, özellikle 80li yıllarda, yabancı yatırımcıların Türkiye'deki marka yatırımları artınca (o zamanlar marka yatırımı, Türkiye’de üretmek değil, Türkiye’ye ihraç etmekti), reklam sektöründeki durum da değişmeye başladı...

Çünkü bu yatırımcılarla birlikte, yabancı reklam ajansları da Türkiye'ye gelmeye başladılar.

Nasıl mı? Önce, Türkiye'deki yerel reklam ajansları ile ortaklık kurarak. Ardından onların hisselerinin çoğunu veya tamamını alarak ve en sonunda da kendi şubelerini açarak, yani direkt olarak.

Tüm sektörde son yıllarda bir başarı düşüşü yaşanıyor. Yurtdışında da bugüne kadar sürekli olmayan tek tük başarılara imza atan kişiler var. Bu başarılar hiçbir zaman sürekli olmadı ve asla da kurumsal bir kimlik kazanmadı. Bu nedenle yurtdışında bir "Türk Reklam Yaratıcılığı" kavramından söz edemiyoruz. Hele hele Türk reklam yaratıcılığının bir marka değerinden hiç...

Yazı boyunca hep "sektör" diyorum ama Türkiye'de reklamcılık hala bir sektör olabilmiş değildir. Ticaret odalarında bir odası bile yok. Hala, bir tabela yapımcısı ile reklam ajansı aynı kefeye konuyor. Medya, ajansları atlatıp reklamverenlere daha düşük fiyat veriyor. Strateji yerine kişisel ilişkiler, ajansın müşteri portföyünün oluşmasını sağlayan en önemli etken olmaya devam ediyor. Reklam ajansları içinde de bir takım sorunlar var. Bunların en büyüğü de reklam ajansı yöneticileri ile reklam yaratıcılarının birbirine güvenlerinin olmaması. Bu biraz da baştan beri sözünü ettiğim, sektör olamamaktan kaynaklanan bir özgüven eksikliğinden de doğuyor. Çünkü, reklam ajansı yöneticileri, yaptıkları işe güvenemiyorlar. Dolayısıyla da o işi yapan kendi reklam yaratıcılarına. Reklam sektörünün bel kemiği olan reklam yaratıcılarının ise iş güvenliği neredeyse yok. Bu ortamda taraflar nasıl olur da doğru işler çıkarır. Zararın neresinden dönülse kârdır. Artık, reklam ajansı yöneticileri ve reklam yaratıcıları birbirlerine karşı taraf değil, tek tarafta yer almalıdırlar.

Bir alanda gelişmenin koşulu, o alanın bir sektör oluşturmasıdır. O alan, bir sektör haline geldiğinde, alt ve üst yapıları da kendiliğinden oluşur veya sektör alt ve üst yapılarını hemen yaratır. Ancak durum Türkiye'de tam tersini gösteriyor. Mevcut reklam sektörü(?) alt ve üst yapılarını yavaş yavaş yokediyor. Bunların içinde reklam yaratıcıları ve direkt olarak da reklam yaratıcılığı var. Daha sektörün net bir yasası yok. Belli maddeler var. Onlar da hep kısıtlamalarla ilgili. Telif hakları nerede? İlgili diğer yasalar? Yönetmelik ve tüzükler?

Bunun nedeni "ne" diye herkes düşünüyor ama cevaplamaya korkuyor sanırım. Nedeni aslında çok açık. Yukarıda anlattığım reklam sektörünün gelişiminde saklı. Türk reklam yaratıcılığı yok oluyor, neden mi?

Çünkü, yabancı markalar artık, Türk reklamcılarına reklam yaptırmıyorlar. Sıralayalım.

- Reklamlar yurtdışından getirilip, burada adaptasyon yapılıyor veya hiç değiştirilmeden Türkçeleştirilip yayınlanıyor. Dolayısıyla, Türk reklam yaratıcılarından yeni işler çıkmıyor.

- Türk reklam sektörünün oluşması gerekirken, son yıllarda yabancı (ben buna “lejyoner reklamcılar” diyorum) reklam sektörü oluşuyor. Böylece bir "Türk Reklamcılık Sistemi", “Türk Reklamcılık Sektörü”, "Türk Reklamcılık Geleneği" ve "Türk Reklamcılık Tarzı" oluşmuyor.

- Türkiye'deki reklam ajanslarında yabancı reklamcılar da çalışmaya başladığından beri, Türk reklamcılarına ihtiyaç kalmıyor. Yeni reklamcıların yetişmesi olanaksızlaşıyor.

- Türkiye'ye gelen yabancı reklam ajansları, Türkiye'deki ilgili üniversiteleri kurumsal olarak desteklemedikleri (bilgi aktarımı, staj, öğrenci değişimini teşvik gibi) için okulların bir anlamı kalmıyor.

- Reklamcılığı bugüne getiren reklamcılar birer birer sektörden çekiliyor. Çekilirken de yerlerini yeni Türk reklamcılarına bırakmak yerine, ajanslarını yabancılara devrediyorlar. Yakında Türk reklam ajansı kalmayacak.

- Hemen her sektörde yaşanan, "yurtdışı bilgilerin daha geçerli sayılması geleneği" sürüyor. Ülkemizde, uluslararası konumda onlarca iletişimci varken, yurtdışından gelen danışmanlara nedense daha çok güveniliyor. Onların sözü geçerli sayılıyor. Aynı şeyleri Türk iletişimcileri söyleyince dikkate alınmıyor. Bu durum tasarım aşamasında da sürüyor. Bazı yerli markalar kurumsal kimliklerini binlerce dolar vererek yurtdışında yaptırıyorlar.

- Tüm bu tutumlar, yerli reklamveren tarafına da yansıyor. Böylece yerli reklamveren, aynı hizmete daha fazla ücret ödüyor ve reklamcılar çok kazanıyor mantığı kafalara iyice yerleşiyor. Yabancı reklam ajanslarının bazıları, Türkiye’de araştırma yapmadan, Türk tüketicilerini kendi eşlemeleri ile başka bir ülkenin tüketicileri ile karşılaştırıyor ve çalışmalarını bu taban üzerinde yapıyorlar. Meksika’daki bir adamla bizim Kars’taki adamı eşleştirip, aynı mantıkla çikolata satmaya çalışıyorlar. Baştan yanlış bir iş. ( Bülent Fidan - MS Reklam )
 

Web Stats