|
Markalaşma piyasaya yeni çıkan bir
ürünün tanınma, isim yapma ve sunulduğu ‘Pazar’ tarafından kabul
edilme sürecidir. Markalaşma bir ürünün, bir şeyin
bilinme, tanınma aşamasıdır.
Markalaşma sürecinde standart hedef, tek bir hedef
vardır. Bilinmek. Ve bilinmek için firmalar bildiğimiz gibi
reklamlarla ürünü piyasada tanıtmaya çalışırlar. Markalaşma
sürecinde isim duyurmak için reklama ihtiyaç vardır. Sayın Y.
Murat Akbay’ ın geçmiş bölümlerde bahsettiği Bilginin
Yolculuğunda verilmiş olan bir bilgiye burada değineceğim.
Markalaşma sürecinde kişilerin ‘dış algı’sı olan bir ürün
vardır. Yani kişiler için o ürünün iç algıda kayıtlı bir bilgisi
yoktur. Dolayısı ile kişilerin Uzman Bilinçlerinde ürünle ilgili
bilgiyi oluşturmak gerekir. Markalaşma sürecinde reklam, ilan
v.s. gibi çalışmalarla kişilerin iç algısına kayıt yapmak
izlenecek en doğru stratejidir. Ve yıllardır tüm firmalar bu
stratejiyi kullanmaktadırlar. En iyi markalaşma stratejisi ünlü
isimlerle çalışmaktır. Çünkü; bahsettiğim gibi, kişilerin o
ürünle ilgili bir bilgileri yoktur. Reklamlarda, billboardlar da
kişilerin iç algısında kayıtlı olan tanıdıkları bir görüntü, ses
dikkatlerini çekecektir. Kişiler ünlü kişileri izlerken ürünle
ilgili bilgiyi dış algılarından, iç algılarına geçirmeye
başlarlar. Ve bir süre sonra insanların kendi aralarındaki
konuşmalar şunlar olmaya başlayacaktır. “ Dün akşam X’i izledin
mi? Yeni bir Y çıkmış. Onun reklamındaydı.”, “ Baba izledin mi
yaa…hatun/ herif süperdi yine. Y’yi alıp denemek lazım”,”Aaa bu
Y mi? Hani X’in reklamlarında oynadığııı. Nasıl güzel mi?” ,”
Hanım tutturdu İlada Y isterim diye. Ne bileyim evladım. X’in
reklamlarında oynadığı işte..”
Halk arasında, piyasada bilinme süreci olan markalaşma aşamasını
bu şekilde oluşturmak gerekir. Çünkü (olumlu-olumsuz) tepki
halktadır ve halkı etkileyebilmek için etkilendikleri başka bir
şeyle ürünü onlara sunmak gerekmektedir. Markalaşma sürecinden
sonra artık ‘Marka’ olursunuz. Sadece yazıyla bile reklam
yapabilecek konuma gelirsiniz. Bunu bir çok firma, sahibi olduğu
markalı ürünler için çok iyi kullanmaktadır.
Sn. Yahya Hamurcu' nun ilk bölümde bahsettiği algıda seçiciliği
kişiler üzerinde kullanma aşaması marka olduktan sonraki
stratejileri kapsıyor. Artık kişilerin iç algısında marka ve
ürünle ilgili bilgi vardır. Bu bilgiyi tekrar insanlara sunarken
iç algılarında kayıtlı olan başka bir şeye, ünlü birisine
ihtiyaç yoktur. İnsanların iç algısına yerleşmiş olan bir marka
afişlerle ve billboardlarla hemen fark edilecektir. Artık
biliniyorsunuzdur.
Marka iyi
yada kötü bilinmek gibi kaygı taşımaz. Marka nötrdür. Önemli
olan tek şey markanın bilinmesidir. Ürünün ismi marka oldu.
İnsanlar biliyor. Tamam.
Tanınmış bir çok insan için de aynı şey söz konusudur. Saddam
Hüseyin, Adolph Hitler, Albert Einstein, Clark Gable ve daha bir
çokları tüm dünya tarafından bilinmekte olan markalardır.
Her birimizin bildiği Temel de bir markadır. Tüm Karadeniz
fıkraları adına markalaşmış bir isimdir. ‘Temel’ denildiği zaman
herkes bir fıkranın anlatılacağını bilir. Temel burada bir fıkra
markasıdır. Hatta başka fıkra markaları olmuş isimler vardır.
‘Bektaşi’,’Adamın biri’,’Salamon’ gibi. Temel ismini
duyduğunuzda onun iyi yada kötü olup olmadığını düşünmeyiz.
Sadece Temel’i biliriz. Evet Saddam Hüseyin’i, Clark Gable’ı,
Temel’i biliriz de nasıl biliriz? İşte bir ürünün, bir insanın,
bir şeyin markalaşma sürecinde nasıl bilineceği önem kazanır..
Ve markalaşma süreci içerisinde ismi duyurulacak şeyle ilgili
imaj çalışması yapılmalıdır. Marka olmak ürünün çok satacağı
anlamına gelmez. Bu noktada ürünün nasıl bilineceği önem
kazanır. Ve bir ürünün, bir kişinin bir şeyin nasıl bilindiği
imajla sağlanır.
|