|
Joe Cappo, reklam dünyasının
önde gelenlerinden… Bir dönem Uluslararası Reklamcılık
Derneği’ nin başkanlığını yaptı. Şimdi yeni yazdığı kitap
ile gündeme geldi. 2003 yılı Mayıs ayında piyasaya çıkan
kitabının adı ise “Reklamcılığın Geleceği”… Sektörde
yaşanan değişimi ve yarınını anlatan Cappo, çok önemli
saptamalarda da bulunuyor. Cappo, değişimi ortaya
koyarken, “Bence gelecekte en başarılı reklam, aslında reklama
benzemeyen reklam olacak” diyor.
Dünya reklam sektörü, birbiri ardına yaşadığı krizlerin
ardından kendine bir çıkış ortamı arıyor. Ajanslar yeni mecralar
peşinde koşuyor, tüketicilerin ilgisini çekecek farklı yöntemler
keşfetmek için çalışıyorlar. Ayrıca, endüstriyi konu alan pek
çok kitap yazılıyor, önde gelen isimler farklı görüşler
sunuyorlar.
1998-2000 yılları arasında IAA’in (Uluslararası Reklamcılık
Derneği) dünya başkanlığını yapan Joe Cappo, aynı zamanda yazar,
gazeteci ve yayıncı. Şu anda Crain Communications adlı
yayınevinin başkan yardımcısı olan Cappo’nun, “The Future of
Advertising” (Reklamın Geleceği) adlı kitabı mayıs ayında
piyasaya çıkacak.
Reklam dünyasının en önemli isimleri arasında kabul edilen Cappo,
bu kitabında reklamın bugünkü yerini, nereye gideceğini ve bu
endüstride yaşanan değişimden nasıl yararlanılabileceğini
anlatıyor.
1990 yılında yayınlanan “FutureScope: Success Strategies for the
1990s and Beyond” adlı kitabı uzun süre en çok satanlar
listesinde yer almış olan Joe Cappo’ nun, son kitabının da aynı
başarıyı yakalaması bekleniyor.
Capital, Joe Cappo ile kitabı henüz piyasaya çıkmadan görüştü.
Reklam sektörünün son yıllarda etkisi altında kaldığı akımlardan
internete, dünya reklam endüstrisinde yaşanan
konsolidasyonlardan gelecekte karşılaşılması muhtemel sorunlara
kadar kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdiğimiz Cappo, gelecekte
reklama benzemeyen reklamların başarı kazanacağını belirtiyor.
Reklam endüstrisinin gençlik pazarıyla ilgilenirken bazı önemli
demografik trendleri atladığını söyleyen Cappo, “Dünyadaki tüm
pazarlar giderek yaşlanıyor. Diğer küresel trendler düşük doğum
oranlarını, kadınların yüksek sosyo-ekonomik statülerini,
toplumda yüksek eğitimli sayısının artmasını, reklama artan
oranda tepki olmasını ve internetin hızla bir iletişim aracı
haline gelmesini de kapsıyorlar. Gelecekte de ajansların ve
reklamverenlerin stratejilerini bu yönde belirlemeleri
gerekecek” diyor.
Son yıllarda reklam sektörü belirgin olarak hangi akımlardan
etkilendi?
Reklam dünyasındaki gücün konsolide olması kesinlikle en önemli
trendlerin başında gelir. 4 ana holding şirketi olan WPP,
Omnicom, Publicis ve Interpublic şu anda ABD’de pazarın yüzde
82’sini ve dünyada da yüzde 50’sini elinde bulunduruyor.
Medyanın büyümesi de önemli. Çünkü, bu durum reklam işinin medya
satın alma tarafına da oldukça büyük bir önem yüklüyor.
Yıllar önce insanlar çalışmaya ajansların medya departmanlarında
başlıyorlardı. O zamanlar medya satın alma kolaydı. Çünkü,
yapmanız gereken tek şey televizyona bir servet harcamaktı.
Böylelikle herkes vermek istediğiniz mesajı görebiliyordu. Bugün
ise reklamın pek çok alternatif şekli var. Bunlara çizgi altı
işler deniyordu önceleri. Düzinelerce kablolu televizyon kanalı
ve yüzlerce uydu televizyonu kanalı ile birlikte medya satın
alma son derece zorlu ve stratejik bir boyut kazandı.
Medya kavramı da yeniden tanımlanmak zorunda kaldı. Artık
medyanın geleneksel televizyon, radyo, gazete, dergi ve outdoor
mecralarından daha fazlasını kapsaması gerekiyor.
Bundan sonra medyanın kapsamına bilgisayar, telefon,
süpermarket, ticaret fuarı, seminer gibi alanlar da girmek
zorunda. Kısacası, medya artık pazarlamacının potansiyel
müşteriyle ilişki kurabileceği her alanı kapsamalı.
Gelecekte tüketicilerin ihtiyaçları ne yönde değişecek? Ajanslar
ya da reklamverenler belirli stratejiler izleyecekler mi?
Gerek reklamverenler gerekse ajanslar, trendleri tahmin etmekte
ve izlemekte oldukça yetersiz kalıyorlar. Reklam endüstrisi
gençlik pazarıyla o kadar ilgili ki, en önemli demografik trende
işaret etmeyi atladı. Dünyadaki tüm pazarlar giderek yaşlanıyor.
Diğer küresel trendler düşük doğum oranlarını, kadınların yüksek
sosyo-ekonomik statülerini, toplumda yüksek eğitimli sayısının
artmasını, reklama artan oranda tepki olmasını ve internetin
hızla bir iletişim aracı haline gelmesini de kapsıyorlar.
Bunlar mutlaka üzerinde durulması ve ele alınması gereken
konular. Gelecekte de ajansların ve reklamverenlerin
stratejilerini bu yönde belirlemeleri gerekecek.
Bugün dünya reklam endüstrisinin liderleri kimler? Onları
rakiplerinden ayıran etkenler neler?
Doğrusunu söylemek gerekirse, 4 ana holding şirketi dışında
ajanslar arasında belirgin ve önemli bir farklılık görmüyorum.
Bunun nedeni, sadece ajansların birbirine benzemeleri değil.
Aynı zamanda bu ajansların yaptıkları reklamlar da birbirine çok
benziyor. Ortada bir yönetim sorunu var. Reklam endüstrisinin
büyük oyuncuları gerçek reklamcılar tarafından değil,
yöneticiler tarafından yönetiliyorlar.
Reklamı bu kadar homojenize eden, birbirine benzer kılan şey,
bürokrasinin reklam ajansı ve kurumsal seviyedeki katmanlarıdır.
Gerçekten fark yaratan yaratıcı çalışmaların çoğu küçük ajanslar
tarafından gerçekleştiriliyor. Ben ufukta David Ogilvy, Leo
Burnett ya da Bill Bernbach gibi büyük isimlerin herhangi birini
görmüyorum.
Gelecekte reklam endüstrisi nasıl sorunlarla karşılaşacak?
Gelecekte reklam endüstrisini bekleyen ve mutlaka aşılması
gereken son derece önemli bir zorluk bulunuyor. Reklam
endüstrisi, tüketicilerin reklam ile ilgili olan ve giderek
artan rahatsızlığının üstesinden gelmek durumunda. Tüketiciler,
yapılan reklamların çoğuna inanmıyorlar.
Bunun en büyük nedeni de çok fazla sayıda reklam olması. Her
türlü reklam arasında boğulmuş durumdayız. Artık reklamlara
karşı bağışıklık kazanıyoruz. Bence gelecekte en başarılı
reklam, aslında reklama benzemeyen reklam olacak. Televizyonda
ve sinema filmlerinde yapılan ürün konumlandırmaları buna bir
örnek olabilir.
Başarılı bir marka yaratırken mutlaka yapılması ya da kesinlikle
yapılmaması gereken şeyler neler? Örnek vererek açıklayabilir
misiniz?
Aslında tam olarak da bilemiyorum, çünkü marka yaratma uzmanı
değilim. Ancak, 1980’lerden bu yana durum oldukça değişti. O
yıllarda reklamcılar eğer bir marka yaratmak istiyorsanız,
gerçekten de çok sayıda reklam yapmanız gerekiyor diyorlardı.
Örneğin Starbucks, küresel bir marka yarattı. Üstelik bunu son
derece kısa bir sürede ve görünürde hiç reklam yapmadan
gerçekleştirdi. Bu geleceğin marka yaratma modeli mi? Belki
de... Ancak, mutlaka farkına varmalıyız ki bu konuda kesin ve
yıkılmaz kurallar bulunmuyor. Yani her an her şey olabilir.
Gelecekte dünya reklam endüstrisinde öne çıkacak reklamverenler
ya da reklam ajansları olacak mı? Bu isimlerin neden başarılı
olacaklarını düşünüyorsunuz?
Bu konuda nasıl bir tahmin yapabilirim bilemiyorum. Çünkü,
gerçekten de karmaşık bir durum. 1960’larda isimlerini duyurmaya
başlayan düzinelerce reklam girişimcisi vardı. Bugün reklam
işinde olan en önemli yaratıcı beyinler, muhtemelen büyük
şirketlerde ve fazla ortada görünmeden çalışıyorlar. Bu kişiler
kendi isimlerini duyurabilmek için bu büyük organizasyonlardan
ayrılacaklar.
Medyadan bahsederken aynı zamanda yaratıcılığın görevinin
yeniden tanımlanmasından da konuşmak gerekiyor. Gelecekte reklam
metin yazıp reklam filmi üretmekten ibaret olmayacak. Reklam
zorunlu olarak pazarlama paketinin bir parçası haline gelecek.
Bu, doğru hedef kitleye erişmek için uygun medyanın ve
yaratıcılığın seçimi aşamasından başlayacak.
Sanıyorum ki geleceğin reklam yıldızları tüketicilere erişmenin
tüm farklı yöntemlerini entegre etmeyi öğrenebilmiş kişiler
olacak.
Reklam ajanslarının tümü bana bu şekilde hareket ettiklerini
söylüyor. Ancak, müşterileri ise tam tersini savunuyor. Belki
reklam ajansları gelecekte bunu başarabilirler. Eğer
başaramazlarsa, dışardan gelen, örneğin yönetim danışmanı gibi
sıfatlara sahip kişilerin resme dahil olup entegrasyon sürecini
yöneteceklerini düşünüyorum.
“TÜKETİCİ GÜVENİLİR REKLAM İSTEYECEK”
Yakın gelecekte reklam endüstrisinde belirgin değişimler ve
gelişmeler yaşanacak mı? Bu değişim ve gelişmelere örnek
verebilir misiniz?
Elbette bu tip değişim ve gelişimlerin yaşanması kaçınılmaz. En
önemli gelişmelerden biri, reklamverenlerden yaptıkları
reklamlarda daha fazla güvenilirlik talep edilmesi olacak.
Reklamcılar asıl olarak ürünlerini ve hizmetlerini satmak
istiyorlar. Marka yaratmanın değerini anlayabiliyorlar. Ancak,
yaratılan markanın da kaçınılmaz olarak kendisini sonuçlarla
kanıtlaması ve göstermesi gerekir. Bu, daha fazla satış, yeni
bir ürünün pazara girişinin kolay olması ya da tüketici ve marka
arasında yakın bir ilişki kurulması olabilir.
Bir de bir başkasının marka olmayan bir ürüne koyduğu fiyatın
daha fazlasını markalı ürüne koyabilme ve bu şekilde satabilme
becerisi de markaya değer katar.
Marka yaratmak kendi içinde bir son değildir. Ancak, sona
ulaşmak için bir araç, bir aracıdır. Örneğin McDonald’ s
olağanüstü bir marka kimliğine sahip ancak şu anda ciddi satış
sorunları yaşıyor. Bunun anlamı yetersiz bir şeyler olduğudur.
“İNTERNET BİR SATIŞ ORTAMIDIR”
İnternetin reklam endüstrisi üzerindeki etkileri nedir?
Gelecekte nasıl bir etkiye sahip olacak?
Reklamverenler reklam ve tanıtım faaliyetlerine
ayırdıkları fonları geleneksel reklam yöntemlerinden internete
doğru kaydırıyorlar. Ancak, bu, internetin iyi bir reklam ortamı
olduğu anlamına da gelmiyor. Hatta bence internet iyi bir reklam
ortamı değil zaten. Ancak, kesin olan bir şey var ki, o da son
derece iyi bir satış ortamı olduğu.
Bu nedenle internet harcamalarına yapılan yatırım ağırlıklı
olarak doğrudan tepki alınabilen reklamlara kayacak. Küçük bir
tepki oranı bile bu yatırımı yerinde kılar çünkü internette
doğrudan tepkinin maliyeti oldukça düşük.
İnternetin ile birlikte farklı reklam stratejileri doğdu mu?
İnternet ile başarılı olan ajans ya da reklamveren örneği var
mı?
İnternetin hala bebeklik dönemini yaşadığını unutmamak
gerekiyor. Sanıyorum ki internetin potansiyelinin en önemli
göstergesi gerçek bir reklama ihtiyaç duymadan küresel markalar
yaratabilmiş olan internet girişimleridir. Google, Yahoo! Ve
Amazon.com gerçekten de bu duruma son derece uygun üç örnektir.
Elbette başka örnekler de vardır.
Bence bir reklamverenin yapabileceği en önemli hatalardan biri
interneti reklamın bir başka biçimi olarak görmesidir. İnternet
aslında çok daha güçlü bir ortam olabilir. Çünkü pazarlamacılar
internette mesajlarıyla çok daha kesin odaklanmış bir topluluğu
hedefleyebilirler.
“SEKTÖRDE KONSOLİDASYON BEKLEMİYORUM”
Reklam dünyasında yaşanan konsolidasyondan bahsettiniz.
Bu akım devam edecek mi? Hangi ajanslar yeni konsolidasyonlara
konu olabilir?
Aslında daha fazla konsolidasyon yaşanmasını beklemiyorum. Hatta
bu konuda farklı bir düşüncem var. Ben dünyanın bu en büyük
holding şirketlerinin bazı yan kuruluşlarının bütünden
ayrılacağını tahmin ediyorum. Bunun nedeni de son derece basit.
Bu birimlerin başındaki kişiler, büyük ve kamulaşmış bir kurumun
parçası olmak, tüm o bürokrasiyle uğraşmak istemeyecekler.
Ayrıca holding şirketlerinin çoğunun hisse değerlerinin
gerilediği de bir gerçek. Birkaç yıl önce ajanslarını satmak
zorunda kalmış olan girişimciler, bu ajanslarını sattıklarından
daha az bir fiyata geri alabilecekler. Bu durum özellikle bu
girişimciler nakte kavuşmuşlar ya da hisselerini yüksek
fiyatlara satmışlarsa gerçekleşecek.
N.Aslı Tekinay
|